Leila, içine doğduğu geleneksel İran-Amerikan kimliğiyle, kendi seçtiği modern yaşam tarzı arasında denge kurmaya çalışmaktadır. Kendi iç sesine kulak verirken, bir yandan da ailesinin beklentilerini karşılamaya çalışır. Bu zorlu çaba, babasının geçireceği kalp nakliyle birlikte daha da karmaşık bir hal alır. Ailesi şehirde bir araya geldiğinde, Leila'nın ikiye bölünmüş hayatı çatırdamaya başlar. Uzun süredir gizlediği özel yaşamı, hiç beklemediği bir anda gün yüzüne çıkar. Gerçekler artık saklanamaz. Ortaya çıkan sır, sadece Leila’nın değil, annesi Shireen’in geçmişini de sorgulatır. Yıllardır birbirlerinden uzak duran anne ve kız, beklenmedik bir biçimde ortak bir travmanın izini sürmeye başlar. Bir zamanlar farklı dünyaların insanı olduklarını düşünen ikili, aslında sandıklarından çok daha benzer bir kaderi paylaşmaktadır. Bu yüzleşme, sadece bireysel hesaplaşmaların değil, nesiller arası bağların da yeniden tanımlandığı bir süreci başlatır.