Kimi yolculuklar vardır, sadece bir hazineyi değil, kırılmış bağları da ortaya çıkarır. Ayrı dünyalarda yaşayan iki kardeş, zıt karakterlerine ve geçmişteki kırgınlıklarına rağmen, ölümsüzlüğün sırrını barındırdığına inanılan efsanevi bir kaynağın peşine düşer. Bu sıradışı görev, sadece paha biçilemez bir ödül değil, aynı zamanda geçmişle yüzleşme fırsatıdır. Ancak dünyanın dört bir yanına yayılmış ipuçlarını çözebilmek için, birbirlerine güvenmeyi öğrenmeleri şarttır.
İngiltere’de yıllardır sessizce yaşayan Charlotte, kardeşi Luke’tan gelen ani bir mesajla sarsılır. Aralarındaki mesafe sadece kilometrelerle değil, yılların getirdiği güvensizlikle de ölçülmektedir. Charlotte’un kararsızlığı kısa sürede yerini bir başka gerçekle yüzleşmeye bırakır: Luke’un tek amacı ailesini değil, insanlığın en büyük efsanesini aydınlatmaktır. Kayıp sanat eserleriyle bağlantılı ipuçlarını birleştiren bu kardeşler, kısa sürede kendilerini Roma kalıntılarında, Kahire çöllerinde ve Bangkok sokaklarında hayatlarını tehlikeye atan bir kovalamacanın içinde bulur. Bu yolculuk, sadece bir efsanenin değil, içlerinde bastırılmış duyguların da izini sürmektedir.
Bu küresel takipte Luke’un liderliğindeki ekip; tarih uzmanları, kriptografi meraklıları ve teknoloji dâhilerinden oluşmaktadır. Fakat her adımda karşılarına çıkan engeller, Luke’un tek başına alt edebileceği türden değildir. Bu yüzden Charlotte’un zekâsı ve sezgileri, ekibin gizli silahı haline gelir. Aynı kaynaktan beslenen iki farklı ruhtan oluşan bu kardeşler, zamanla birbirlerine yeniden bağlanır. Fakat gençlik pınarının sırrını açığa çıkarmak, düşündüklerinden çok daha karmaşık ve tehlikelidir.