Filmde, inşaat işçisi olan orta yaşlı bir adamın hayatına odaklanılıyor. Günlük yaşamının sıradanlığı içinde beklenmedik bir şekilde yerel bir tiyatro topluluğuna katılıyor ve kendini Romeo ve Juliet oyununda sahneye hazırlanırken buluyor. Başlangıçta sadece bir uğraş gibi görünen bu süreç, yavaş yavaş onun kendi hayatıyla paralellikler göstermeye başlıyor.
Provalar ilerledikçe, oyunun trajedisi ve karakterlerin iç çatışmaları, onun aile içindeki sorunlarına ve kişisel geçmişine ayna tutuyor. Sahnedeki replikler, gerçek hayatta yüzleşmekten kaçtığı duygularla birleşince, tiyatro onun için bir kaçıştan çok, hesaplaşmanın yolu haline geliyor.