Dünyayı yok olmanın eşiğine getiren büyük felaketlerin ardından John Garrity, eşi Allison ve oğulları Nathan, son umut olarak Grönland’daki yeraltı sığınağına ulaşmayı başarmıştır. Burada insanlığın hayatta kalan küçük bir kısmı, katı kurallar ve sıkı güvenlik önlemleri altında yaşamaktadır.
Yıllar geçtikçe sığınakta kaynaklar azalmaya, düzen ise baskıcı bir hâl almaya başlar. Güvenlik gerekçeleri ve yeni tehditler nedeniyle Garrity ailesi, sığınakta kalmanın artık güvenli olmadığını fark eder. Bunun üzerine, sığınaktan ayrılıp daha yaşanabilir bir bölge bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkmaya karar verirler.
Bu yolculuk sırasında aile, harabeye dönmüş şehirlerden, doğa koşullarının acımasız yüzünden ve hayatta kalmak için her şeyi yapmaya hazır insanlardan geçmek zorunda kalır. Felaket sonrası dünyada artık güven, merhamet ve düzen neredeyse yoktur. Garrity ailesi, sadece doğayla değil, insanlığın karanlık tarafıyla da mücadele eder.
John Garrity, ailesini hayatta tutabilmek için zor kararlar almak zorunda kalırken, aile bağları her geçen gün daha da sınanır. Yolculuk ilerledikçe umut ile umutsuzluk arasındaki çizgi giderek incelir. Amaçları sadece hayatta kalmak değil, oğulları için yeni ve güvenli bir gelecek kurabilmektir.