Brezilya'nın 1970'li yıllarına girerken, ülke adım adım karanlığa sürüklenmiş ve hiçbir hayat güvende kalmamıştır. Bu çalkantılı dönemde sıradan bir ev kadını olan Eunice'in dünyası, bir gecede altüst olur. Eşi Rubens Paiva, askeri rejim tarafından kaçırıldığında, mutfakla ve çocuk bakımıyla sınırlı hayatı, yerini devlet terörüne karşı verilen amansız bir direnişe bırakır. 1971 yılında yaşanan bu olay, onun sıradan bir birey değil, bir adalet savaşçısı olarak yeniden doğmasına kesin şekilde zemin hazırlar.
Eunice, eşi Rubens’in kayboluşunun bir rastlantı değil, sistematik bir devlet politikasının parçası olduğundan en küçük bir şüphe duymaz. Rio de Janeiro sokaklarında her geçen gün artan şiddet ve belirsizlik, onu sadece çocukları için değil, kaybolan binlerce insan için de mücadele etmek zorunda bırakır. Zalim yönetimin dayattığı korku, Eunice’in kişisel acısını toplumun sesi haline dönüştürür ve onu geri dönüşü olmayan bir yola sürükler. Hayatta kalabilmek için verdiği mücadele, kendi kimliğini ve inançlarını sorgulamakla sınırlı kalmaz; bu mücadele onun hayatının mutlak gerçeğine dönüşür.