Hayatının en karanlık anlarından sağ çıkmayı başaran deneyimli bir savaş fotoğrafçısı, İstanbul’un kalabalığında geçmişinden gelen bir hayaletle karşılaşır. Ortadoğu’da yaşanan yıkıcı bir çatışma sırasında radikal bir grubun eline düşen bu adam, maruz kaldığı ağır işkenceler sonucu bir gözünü kaybetmiş ve yıllarca bir hapishanede tutsak kalmıştır. Nihayetinde kaçmayı başarmış, ülkesine dönmüştür. Ancak evine döndüğünde kızının trajik ölümüyle yüzleşir ve zaten kırık olan ruhu bir kez daha parçalanır. Yaşadığı kayıplar ve acılar onu toplumdan uzaklaştırır. Ailesinden bile kopar. Hayat onun için artık sadece sessizlik ve kaçıştır. Bu ruhsal çöküş, onu bir gölgeye dönüştürmüştür.
Aradan geçen iki yılın ardından, bir gün İstanbul’un ara sokaklarında hiç beklemediği bir anda geçmişiyle yüzleşir. Kendisine yıllar önce işkence eden adamla burun buruna gelir. Fakat bu adam sadece eski bir işkenceci değildir. Üzerinde taşıdığı sır, terör örgütlerinin planlarından bile daha karanlık ve daha derindir. Bu karşılaşma, savaşın bir insanı sadece dışarıdan değil, içten de nasıl yok ettiğini gözler önüne serer. Artık Hazar’ın tek bir amacı vardır: gerçeği ortaya çıkarmak.