Karadenizli Oflu Hoca, kendini İstanbul’un lüks bir yoga kampında bulur. Ruhsal sıkıntılarla baş etmeye çalışan Oflu Hoca, bu kampın reklamlarındaki huzuru ararken, ortamdaki uyumsuzlukları kısa sürede fark eder. Gözlerinden kaçmayan sahte tevazu, aşırı ticari ilgi ve bir türlü anlam veremediği çakra konuşmaları, onun şüphelerini iyice artırır. Katılımcılar meditasyon yaparken o, çevresini gözetler. Çünkü kafasında tek bir düşünce vardır: Bunlar kesin sahtekar! Kampın yoga guruları, mistik pozlar ve uydurma öğretilerle insanları etkisi altına alırken, Oflu Hoca gizlice plan yapmaya başlar. Elinde dua kitabı, aklında binbir soru ile dolandırıcıların maskesini düşürmek için işe koyulur. Peş peşe gelen komik yanlış anlaşılmalar ve absürt olaylar, onun bu planlarını oldukça zorlaştırır. Ancak Karadeniz zekâsını ve bitmeyen inadını konuşturarak, kampın gerçek yüzünü ortaya çıkarır.