Aile içindeki dengeler, bazen alınan tek bir kararla paramparça olur. Fatih, eşi Berna'nın baskılarına daha fazla direnemez ve annesi Gönül'ü bir huzurevine yerleştirir. Ne var ki bu karar, sadece bir ev değişikliği değildir. Gönül’ün yokluğuyla birlikte, evin havası aniden değişir. Koridorları yankılanan bir sessizlik kaplar; doğaüstü bir varlığın varlığı kendini hissettirmeye başlar. O andan itibaren ev, geri dönüşü olmayan bir sürece girer. Fatih, evde yaşanan akıl almaz olaylar karşısında suçluluk ve korku arasında sıkışıp kalır. Geceleri duyulan fısıltılar, eşyaların kendi kendine yer değiştirmesi ve Berna’nın yaşadığı nöbetler artık inkar edilemeyecek düzeydedir. Zihinsel ve duygusal çöküş yaşayan Fatih, çareyi annesini geri getirmekte bulur.
Ancak bu dönüş, eski düzenin yeniden kurulması anlamına gelmez. Eve geri dönen figür, artık Gönül değildir. Onun yerini almış olan şeyin insanlıkla bağı tamamen kopmuştur. Ev artık bir yuva değil, karanlık bir varlığın sahnesidir. Fatih’in açtığı kapı, sadece geçmişin gömülü sırlarını değil, aynı zamanda tüm ailenin kaderini de serbest bırakmıştır. Her köşe, her duvar bir tehdit haline gelir. Gerilim artar, gerçek ile kabus arasındaki çizgi silinir. Alınan bir kararın nelere mal olabileceği, bu evde acımasızca gözler önüne serilecek ve bu korkunç dehşet herkesin hayatını sonsuza kadar değiştirecektir.