Karanlık bir yılın ardından, on sekiz yaşındaki bir makine operatörü hâlâ hayatın yıkıcı darbeleriyle boğuşmaktadır. En yakın arkadaşının trajik ölümü, genç adamın iç dünyasında derin yaralar açmıştır. Her şeyin bir anda değiştiği o günden beri, hayatını normalleştirmeye çalışsa da acı hep pusuda beklemektedir. Bu kayıp, onu içsel bir sessizliğe mahkûm etmiş, konuşmayan ama her şeyi anlatan bir yalnızlığa sürüklemiştir. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı net bir şekilde kabul edilmiştir. Ancak hayat, yas tutmasına bile izin vermez. Anne ve babasının dağılmasıyla parçalanan ailesi, ona güvenli bir liman sunamaz. Yaşadığı çevrede ise kaos bir rutindir; sokaklar şiddetle yankılanır, umut yerini hayatta kalma içgüdüsüne bırakır. Genç adamın tek çaresi, bu karmaşadan sıyrılmak ve kendi yolunu çizmektir.