Wendy’nin mezuniyet gecesi, hayatının en özel anlarından biri olarak başlamıştır. Arkadaş grubuyla birlikte lunaparka gitmek, uzun zamandır bekledikleri bir eğlence fırsatı olarak görülmüştür. Hız treni ise gecenin en heyecan verici kısmı olarak planlanmıştır. Herkes kahkahalarla vagona yerleşmiş, neşeyle bağırışan kalabalığın içinde hiçbir sorun hissedilmemiştir. Ancak trenin harekete geçmesiyle birlikte atmosfer bir anda değişmiştir. Eğlence yerini gerilime bırakmış, gerçeklik algısı bozulmuş, her şey sanki önceden yazılmış bir felaket senaryosuna dönüşmüştür.
Wendy, hissettiği yoğun korkuyla trenden inmek istemiştir. Ona Kevin de katılmış, ikili arasında çıkan tartışma büyüyerek görevlinin dikkatini çekmiştir. Görevli, güvenlik gerekçesiyle belirli yolcuları trenden indirmiştir. Fakat gençlerin kendi aralarındaki gerginliği çözmeye fırsatları kalmamıştır. Çünkü birkaç dakika sonra, indikleri tren büyük bir gürültüyle raydan çıkmış, içindeki arkadaşları feci şekilde can vermiştir. Bu an, aşağıda kalan gençlerin gözleri önünde yaşanmıştır. Olay, sadece bir hız treninin devrilmesi değil, aynı zamanda bir grubun masumiyetini kaybettiği andır.
Kutlama olarak başlayan gece, trajik bir sona ulaşmıştır. Hayatlarının en mutlu günü olması gereken an, unutulmaz bir travmaya dönüşmüştür. Gençler, yaşadıkları olayın ardından hayatla olan bağlarını sorgulamaya başlamıştır. O lunapark artık bir eğlence mekânı değil, yaşanmış bir felaketin simgesidir. O gece yaşananlar, geçmişe saplanan acı bir gerçek olarak zihinlerine kazınmıştır. Mezuniyet kutlaması, bir dönemin sonu değil, gençliğin karanlıkla tanıştığı ilk gece olacaktır...